OĞUZ KAĞAN 8 Takipçi | 0 Takip
Kategorilerim

İSLAM TARİHİ

A.SELÇUKLU TARİHİ

BÜYÜK SELÇUKLU TARİHİ

ORTA ASYA TÜRK TARİHİ

GENEL TÜRK TARİHİ

OSMANLI TARİHİ

DÜNYA TARİHİ

TÜRKİYE CUMHURİYETİ TARİHİ

YAKIN TARİH

Diğer İçeriklerim (200)
Tüm içeriklerim
Takipçilerim (8)
kasmel gelecekteki islamtevhid gercekyolislam kurantevhidsunnet yildrm chphatay1 fatmazeran

TARİHTE TÜRKLERİN KULLANDIĞI TAKVİM "12 HAYVANLI TÜRK TAKVİMİ"

2008-11-19 22:19:00

Oniki Hayvanlı Türk Takvimi

Tarihçe

          Oniki hayvanlı Türk takvimi, bir Ay-Güneş takvimidir. 12 yılın 5 katı olan 60 yıllık devreleri ile Göktürkler'de, Uygur Türkleri'nde, Tuna-Bulgar Türkleri’nde, İtil Bulgar Türkleri’nde ve daha önceleri de büyük ihtimalle Hun Türkleri’nde kullanılmış olup, Türkler arasında çok yaygın bir sistem olmuştur. Göktürk yazıtları, Uygur kitap ve hukuk belgeleri, Tuna Bulgarları’nın yazıtları, Bulgar Hakanları Listesi bu takvimle tarihlendirilmiştir. Hatta, Manas Destanı’ndaki bazı olaylar bile Oniki Hayvanlı Türk Takvimi ile tarihlendirilmiştir. Türk Takvimi’nde bir gün 12 bölüme ayrılır, her bölüme "Çağ" adı verilirdi. Bir çağ iki saat, dolayısıyla bir gün de 24 saat idi. Herbir çağ ise sekiz "Keh'ten ibaretti. Yılbaşı olarak gece-gündüz eşitliğinin yaşandığı 21 Mart, Nevruz günü alınırdı. Edouard Chavannes'in "Le Cycle turc des Douze Animaux - Oniki Hayvanlı Türk Takvimi", adlı araştırmasına göre Asya'da kullanılan Oniki hayvanlı takvim Türklere ait bir takvim sistemiydi ve Çinliler bu takvimi Türklerden almışlardı. Chavannes bu yüzden de araştırmasının adını 12 Hayvanlı Türk Takvimi koymuştur.

          Bu takvimin çıkışını Kaşgarlı Mahmut şu şekilde anlatır: Türk hakanlarından birisi, birkaç sene önce yapılmış bir savaşı öğrenmek istemiş, ama o savaşın yapıldığı yıl konusunda bir anlaşma sağlanamamış. bunun üzerine hakan, ileri gelenlerle bir kurultay düzenleyerek, “Biz bu tarihte nasıl yanıldıksa, bizden sonra gelecek olanlar da yanılacaktır; öyleyse şimdi göğün on iki burcu ve on iki ay sayısınca her yıla bir ad koyalım ve yaptıklarımızı bu yılların geçmesiyle anlayalım; bu, aramızda unutulmaz bir anı olarak kalsın.” deyince, ulus bu öneriyi hemen onaylamış. Bundan sonra hakan ava çıkmış ve beraberinde bulunan askerlerine yaban hayvanlarını Ilısu’ya doğru sürmelerini emretmiş. Askerler, hayvanları sıkıştırarak bu nehre doğru sürmüş. Hayvanlardan bazılarını avlamışlar, bazıları ise nehre atılıp karşı yakaya yüzmüş. Karaya ilk defa sıçan çıktığı için, birinci yıla sıçan yılı demişler; sıçandan sonra, sırasıyla sığır, pars, tavşan, timsah, yılan, at, koyun, maymun, tavuk, köpek ve domuz karaya ulaşmışlar ve bu nedenle sonraki yıllara bunların adı verilmiş. Daha sonra, bu yılların her birinde bir hikmetin olduğu düşünülerek fal tutulmuş ve kehânete baş vurulmuş. Mesela sığır yılına girildiğinde, savaşlar çoğalırmış; çünkü öküzler sürekli olarak birbirleriyle vuruşur ve tos yaparlarmış. Tavuk yılında yiyecek çok olur, ancak insanlar arasında karışıklık çıkarmış; çünkü tavuğun yemi danedir ve daneyi bulabilmek için çöpleri ve kırıntıları birbirlerine karıştırırmış.

          Oniki Hayvanlı Türk Takvimi'nin 1900'lerin başına dek Orta Asya Türkleri arasında, özellikle de avam sınıfında yaygın olduğu söylenir. Zira Zeki Velidi Togan’ın anılarında anlattığına göre kimliğini gizleyerek kaçmaya çalıştığı sıralarda yolunu kesen Rus askerleri kimliğini sorgulamak için adını, soyadını, yaşını sorduklarında: “Valla yılan yılında doğmuşum…” demiş, böylelikle askerleri cahil bir göçebe olduğuna ikna etmiştir.

          Çinliler Türklerden aldıkları bu takvimi 2007 yılı itibâriyle, 3444 Güneş yılından bu yana yazılı kaynaklarında kullanmışlardır. Buna ek olarak, Yazılı Çin Târîhi'nin öncesindeki 1200 yıllık Sözlü Çin Târîhi'nin de bu takvim ile târîhlendirildiği göz önüne alınırsa, takvimin yalnız Çin’de 4644 yıldır kullanıldığı ortaya çıkar.


Yılbaşı

          Oniki hayvanlı Türk takviminde yeni yıl, Güneş'in Kova Burcu'na girmesinden sonra görünen ilk hilâl ile başlar. O andan itibâren yeni yılın birinci ayının birinci günü başlamış olur.


Yıl Süresi

          Güneş Yılı süresi 365.24218979 gündür. Bu süre içine 12 adet Türk Ayı girer. Birinci Güneş Yılı, 13. Ay Ayı'nın yaklaşık 11., ikinci Güneş Yılı, 25. Ay Ayı'nın yaklaşık 22. ve üçüncü Güneş Yılı ise 38. Ay Ayı'nın yaklaşık 3. günlerinde tamamlanırlar. Kısacası 3 Güneş Yılı süresi içerisine 37 Ay Ayı ve yaklaşık 3 gün girer. İşte bu sebepten ötürü Türk Yılı süresi, bâzen 12 bâzen de 13 Ay Ayı olur. Gün sayısı olarak Türk Yılı bâzen 354 veyâ 355 bâzen de 384 gün olabilir.

          Hilâl, yer yüzünün her noktasından mutlakâ aynı gün görünmeyebilir. Bu bakımdan herhangi bir Türk yılı yer yüzünün batısında 355 gün çekerken doğusunda 354 gün çekebilir. Bir başka deyimle, herhangi bir Türk Yılı yer yüzünün batısında, Güneş Yılı'nın örneğin 32. gününde başlarken, doğusunda 33. gününde başlayabilir.


Ay Süresi

          Ay süresi, o ayı başlatan hilâli tâkîp eden ilk hilâlin görünümünde biter. Yeni hilâlin göründüğü gün, süren ayın son günü, göründüğü an ise yine süren ayın son gününün bitiş ânı veyâ yeni ayın ilk gününün başlangıç ânı yâni başlangıcıdır. Ay, Yer çevresini 29.5305845830903 günde dolaşır. Bu sebepten Türk Ayları bâzen 29, bâzen de 30 gün çekerler.

          Hilâl, yer yüzünün her noktasından mutlakâ aynı gün görünmeyeceğinden herhangi bir Türk Ayı yer yüzünün batısında 30 gün çekerken doğusunda 29 gün çekebilir. Bir başka deyimle, herhangi bir Türk Ayı yer yüzünün batısında, Güneş Yılı'nın örneğin 175. gününde başlarken, doğusunda 176. gününde başlayabilir.


Gün Süresi

          Hilâlin göründüğü andan itibaren başlayan yeni ayın birinci günü, ertesi günün Güneş batımına kadar devâm eder. Güneş batımından itibâren ayın ikinci günü başlar ki, o gün de ertesi günkü Güneş batımına kadar devâm eder ve bu böylece yeni ayın hilâli görününceye kadar sürer gider. Burada Güneş'in batması demek, deniz ufkuna göre Güneş'in tepe noktasının ufukta tamâmen kaybolması demektir.


Türk Takviminin Çalışması

          Türk takviminde 12 yıllık bir süre içerisindeki her bir yıl bir hayvan adı ile anılır. Hayvanlar sırasıyla, Sıçan, Sığır, Pars, Tavşan, Ejderha, Yılan, At, Koyun, Maymun, Tavuk, İt ve Domuz'dur.

          12 yıllık sürenin birinci hayvanı Sıçan'dır. 12 yıllık sürenin 12. yılı olan Domuz yılı bittiğinde 12 yıllık yeni bir süre başlar ki bu sürenin de birinci yılı yine Sıçan adını alır ve bu böylece sürer gider.

          Türkler hayvan adlarıyla andıkları yıllarına sayı vermemişlerdir. Yıllara hem sayı ve hem de ayrıca ad vermek gereksizdir. Ancak sistemin mantıklı görünmesine rağmen, 12 yıl bir küme sayılmalı idi, bundan sonra sayılmalıdır. Bu kümelere de 1., 2.,...., 25., 26. v.b.g. sayılar verilmeli idi, bundan sonra verilmelidir.

          Çinliler, Türk’lerin yapmadıkları ya da yaptıkları hâlde bizlerce bilinmeyen bu kümelendirme işlemini, sözlü târîhlerine âit süreyi içine alan zamân dilimi için de yapmışlardır. 12 yılın oluşturduğu zamânı bir küme saymışlar, beş kümeyi de (yâni 60 yılı da) bir araya getirmek sûretiyle bir bağ meydana getirmişlerdir. Çinliler kümeleme işine, iddiâlarına göre sözlü târîhlerinin mebdei olan M.Ö. ki 2637 yılından itibâren başlamışlardır.

          Başka bir deyim ile Türk takvimi, M.Ö. ki 2637 yılından başlayarak, 12 yılı bir küme, 5 kümesi bir bağ Yapılarak Çinliler tarafından günümüze kadar hem de düzenli bir şekilde kullanıla getirilmiştir.


Takvimin Başlangıcı

          Sağlıklı olmamakla birlikte, elimizde bir başka uluslararası ölçü bulunmadığı yönünde kabûllenmek zorunda kaldığımız Mîlâdî takvim, 1582 yılı öncesine de uygulanarak târîhî vakaların, yıllar içerisinde aynı günlere isâbet etmesi sağlanır. Böyle bir sağlama sonucunda görülecektir ki Rûmî yıllığın ıslâh edilerek geçerlilik kazandığı M.Ö. ki 01.Mart.45 Rûmî târîhi, aslında, M.Ö. ki 28.Şubat.45 Mîlâdî târîhidir. İşte bu yüzden Türk takvimini, kabûllenmek zorunda kaldığımız Mîlâdî takvim ile (Mîlâdî takvim sanki 1582 yılından önce de varmış gibi düşünerek) ölçmek, kıyaslamak, çakıştırmak şarttır.

          M.Ö. ki 2637 yılından itibâren sayılandırılmaya başlanan Türk takviminin, her 12 yılı bir küme teşkîl ederler. Bu kümeler ise 1., 2.,...., v.b.g. ile sayılandırılırlar. Kümelerin bağ yapılması ise gereksizdir. Yunt Yılı'na âit olan yıllıkta görülen 387. ifâdesi, M.Ö. 2637 Mîlâdî yılından bu güne kadar geçmiş olan 386 tam kümeden sonra girilen 387nci kümenin adıdır ve Yunt Yılı, bu 387nci kümenin 7. yılıdır. Yine aynı yıllıktaki 4639. ifâdesi ise, 386 küme x 12 yıl = 4632 yıla, Yunt yılına âit olan 7. yıllık değerin eklenmesiyle bulunan yıl sayısıdır.


Türk Aylarının Adları

          Türk Ayları sırası ile Birinçay, İkinçay, Üçünçay, Dörtünçay, Beşinçay, Altınçay, Yedinçay, Sekizinçay, Dokuzunçay, Onunçay, Onbirinçay ve Onikinçay diye adlandırılırlar. Bugüne kadar bulunmuş olan Türk Alfabeli yazılı taşların üzerlerinde "Birinçay" ve "Onüçünçay" adlı aylara rastlanmamıştır. Bilindiği gibi bu aylar kış aylarıdır. Muhtemelen bu aylarda, atalarımızın târîhe geçecek ehemmîyette bir faalîyet göstermeleri, iklim şartlarının elverişsizlikleri sebebiyle mümkün olamamıştır. Uygur Alfabesi ile yazılmış, Uygur Vesîkaları'nda da "Birinçay" ve "Onüçünçay" adlı aylar yoktur. Bunlardan "Birinçay" yerine Fars Dili'nden geçmiş olabilecek "Ârâm" kelimesi kullanılmaktadır. Yine aynı belgelerde, 13 aylı yılların 13. ayının adı için kullanıldığını ve muhtemelen Soğd Dili'nden alınmış olduğunu sandığımız "Çakşabut" kelimesi mevcûttur. 12 aylık klasik yıl alışkanlığımızın içinde kolaylıkla farkedilebilmesi için takvimlerde bu kelime, "Onüçünçay" yerine kullanılmalıdır. Kaldı ki Çakşabut, Türk Dili'nin ses uyumu kuralına uygun bir kelimedir. Türk takviminde mevsimler ise,

          İlkbahar: Oğlak Ay
          Yaz: Uluğ Oğlak Ay
          Sonbahar: Uluğ Ay
          Kış: Ay olarak adlandırılmıştır.


Türk Günlerinin Adları

          Türklerde ve Türk takviminde günlerin adları yoktur. Günler, bir, iki, üç, ..........., yirmidokuz (aslı dokuzotuz), otuz veyâ birinde, ikisinde, üçünde, .........yirmidokuzunda (aslı dokuzotuzunda), otuzunda diye sıralanırlar.
alıntı

2350
0
0
Yorum Yaz